BİRİNCİ SORU
“Sizden birinize ölüm gelince, onu elçilerimiz(rasullerimiz) vefat ettirir. Onlar kusur etmezler.” Enam 61. Ayet
“De ki: “Size vekil kılınan ölüm meleği, sizi vefat ettirecek. Sonra Rabbinize döndürüleceksiniz.” Secde 11. Ayet
Kuran’da, insanı öldürmekle görevli iki farklı varlık grubu bilgisi veriliyor. İlk ayette “elçilerimiz” şeklinde çoğul bir ifade kullanılırken, diğer ayette “ölüm meleği” ifadesi tekil olarak kullanılıyor. İki farklı bilgi verilmesinin sebebi ve detayları nelerdir? İnsanı hangi durumlarda elçiler, hangi durumda ölüm meleği vefat ettirir?
Bu iki ayet, bir konu hakkında detay olarak verilen iki bağlantılı bilgidir.

İKİNCİ SORU
“Melekler ve Ruh, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler O’na.” Mearic 4. Ayet
“Gökten yere kadar her işi O düzenler. Sonra işler, sizin hesabınıza göre bin yıl kadar tutan bir günde yine O’na yükselir.” Secde 5. Ayet

Ayetlerde verilmiş olan 50.000 yıl ve 1.000 yıl sayıları neyin karşılığıdır? Neden iki farklı sayı bilgisi verilmiştir?
Bu ayetler elbette zamanın göreceli bir kavram olduğunun delillerinden birisidir. Ancak verilen bilgi bununla sınırlı değildir. Ayetteki sayı neden 30.000 değil de, 50.000 yıl olarak veriliyor? Ya da neden 2.000 yıl değil de 1.000 yıl olarak veriliyor?
Kuran’da bildirilen her ifadenin önem taşıdığını unutmamalısın. Dolayısıyla bu sayılar rastgele verilen sayılar değildir.
Ayrıca Ruh ve meleklerin, işlerin O’na yükselmesi ne demektir?

ÜÇÜNCÜ SORU
“Ve Rabbin meleklere: “Muhakkak ki Ben yeryüzünde bir halife kılacağım.” demişti.” Bakara 30.ayet
“Ey Âdem! Sen ve eşin cennette oturun, dilediğiniz yerden yiyin ama şu ağaca yaklaşmayın. Yoksa ikiniz de zalimlerden olursunuz.” Araf 19. Ayet
Kuran bilgisine göre Yüce Allah yeryüzünde halife olarak Adem as’ı yarattıktan sonra onu ve eşini cennete koymuştur. Neden Yüce ALLAH “yeryüzünde bir halife kılacağım” bilgisini vermişken, onları cennete koymuştur?
Bu soruya cevap olarak, Kuran hakkında konuşan bazı kesimler, Adem’in konulduğu cennetin yeryüzünde bir bahçe olduğunu söylüyorlar. Bu söyledikleri, Kuran bilgisiyle tamamen çelişen bir ifadedir. Çünkü Adem’in (as) yerleştirildiği cennet tasvirinin yeryüzünde bulunması mümkün değildir. Bakınız ayette ne buyruluyor;
“Ey Âdem! Şu, senin de eşinin de düşmanıdır, dikkat et de sizi cennetten çıkarmasın; sonra bedbaht olursun.” “Senin burada ne acıkman söz konusudur ne de çıplak kalman.” “Ve sen burada ne susayacaksın ne de güneşten yanacaksın.” Taha 117-119. Ayetler

Ayrıca yeryüzünde halife olmak ne demektir?

DÖRDÜNCÜ SORU
“Ve hani biz, meleklere, “Âdem’e secde edin” demiştik de İblis dışında melekler hemen secde etmişti. O yan çizdi, büyüklendi. Ve o kâfirlerden oldu.” Bakara 34.Ayet
“Buyurdu: “O hâlde çık oradan! Muhakkak ki sen kovuldun. Ve muhakkak ki; lanet, din gününe kadar senin üzerinedir.” Hicr 34-35.Ayetler
“Nihâyet şeytan ona fısıldayıp: “Ey Âdem, sana ebedilik/ölümsüzlük ağacını ve yok olmayacak bir hükümranlığı göstereyim mi? dedi.” Taha 120. Ayet
“Derken, şeytan, kendilerinden gizlenmiş çirkin yerlerini onlara açmak için ikisine de vesvese verdi. Dedi: “Rabbinizin sizi şu ağaçtan uzak tutması, iki melek olarak ölümsüzlerden olmayasınız diyedir.” Araf 20. Ayet

Adem as yaratıldıktan sonra, Allah’ın emrine karşı gelip Adem’e secde etmeyen İblis cennetten kovulmuştur. Sonraki süreçte Yüce Allah, Adem as’ı ve eşini cennete koymuştur ve şeytan ikisine vesvese vermiştir.
Sorumuz ise şöyle, cennet boyutlarına giremeyen şeytan, Adem as ve eşine nasıl vesvese vermiştir?
Özellikle üçüncü ve dördüncü soruları cevaplayamayanlar, yukarıda da söylediğim gibi, bunun çaresini Adem as’ın dünyadaki bir bahçeye konulmasında buluyorlar maalesef. Fakat böyle düşünmek Kuran’daki bir çok bilgiyle çelişmek demektir.

BEŞİNCİ SORU

“Andolsun, senden ve içlerinde sana tabi olacak olanlardan tümüyle cehennemi DOLDURACAĞIM.” Secde 85 (İblis cennetten kovulduktan sonra Rahman’ın vaadi)
“Böylece Rabbinin sözü tamamlanıp GERÇEKLEŞMİŞTİR: “Andolsun, cehennemi cinlerden ve insanlardan tümüyle dolduracağım.” Hud 119

Yukarıda vermiş olduğum iki ayete baktığımız zaman, Secde 85’te İblis cennetten kovulduktan sonra, ona uyacak olanların cehenneme doldurulacağı vaadi veriliyor. Ve bu vaad gelecek zaman kalıbında veriliyor.
Hud 119’da ise cinlerin ve insanların cehenneme doldurulmasının gerçekleşmiş olduğunu söylüyor. Ve fiil geçmiş zaman kalıbında kullanılıyor. Bu iki ayetin iki farklı zaman kalıbında verilmesinin nedeni nedir ?

Ve en önemlisi de cehennem nedir ve nerededir? Çoğunluğun zannettiği üzere sobaya atılan odunlar gibi somut bir ateşe atılıp orada sonsuza kadar yanmak mıdır cehennem? Böyle bir cehennem algısı Kuran’a uygun mudur?

ALTINCI SORU

“Ve O, sizi geceleyin vefat ettirendir. Gündüz neler yapıp neler kazandığınızı bilir. Sonra, belirlenmiş süre işletilip tamamlansın diye, gün içinde sizi diriltir.” Enam 60.ayet

Bu ayete göre varlıklar “geceleyin” vefat ederler. “Gündüz” sürecinde ise amel işlerler.
Ayetteki “gece” ve “gündüz” kelimelerinin, dünyada yaşadığımız anlamda fiziksel gece-gündüz olmadığı çok açıktır. Çünkü eğer bunu fiziksel gece-gündüz olarak düşünürseniz, gündüz vaktinde de gece vaktinde de nefsler yaşam ve imtihan üzerinedir. Ve nefsler sadece gece vefat ettirilmezler. Fiziksel anlamda gündüz vaktinde vefat eden nefsler de vardır. Ayrıca kayıt sistemi her nefs için gece de gündüz de aktiftir.

O halde ayetteki gece ve gündüz ifadeleri ile kastedilen süreçler nedir?
Küçük bir not eklemekte fayda var. Ayetin orijinal metninde “vefat ettirendir” ifadesi geçmesine rağmen, ayetle alakası olmayan kelimeler meallere eklenmiştir. Ve pek çok mealde “geceleyin uyutandır” şeklinde çeviriler yer alıyor. Böyle bir çeviri yapmak, ayette “gece” ile kastedilenin ne olduğunu bilmeden, ayeti kişinin kendi zannına ve yorumuna göre anlamlandırmaya çalışmasıdır. Bu da kişiyi yanlış sonuca götürür.

YEDİNCİ SORU

Sana iyilikten her ne gelirse Allah’tandır, kötülükten de sana ne gelirse o da kendindendir. Nisa 79

Biz insanlara bir rahmet tattırdığımız zaman, onunla sevinirler; kendi ellerinin takdim ettiği dolayısıyla onlara bir kötülük isabet ettiğinde, hemen umutsuzluğa kapılırlar. Rum 36

Kuran’a göre, insanlara bir kötülük ya da iyilik isabet etmesi, insanın kendi elleriyle takdim ettiklerinden dolayıdır. O halde bunca imtihan çeşitliliğinin sebebi nedir? Ve bu imtihanların arasındaki farkı etkileyen unsurlar nedir?

Bir insan düşünün, düşük bir algı seviyesinde dünyaya geliyor, Kuran’ı kendi anladığı dilde okuma imkanına sahip değil, doğduğu ülkenin imkanları onu zor şartlara sürüklüyor. Varlık içinde olan ve israf eden insanlar varken hem de. Afrika’da doğmuş bir insanla, herhangi bir Avrupa-Asya ülkesinde imkanlar içinde doğmuş bir insanın bu ülkelerde doğmasının sebebi nedir?

Çeşitli ağır fiziksel ( örneğin DNA bazında çeşitli hastalıklar) ve ağır psikolojik hastalıkları yaşayan insanlara bu imtihanlar hangi yasalara göre verilir?

Aslında bu soru başlığı altında sorulabilecek onlarca soru var. Bu soruları kendiniz çoğaltabilirsiniz. Bunun için çevrenizdeki imtihanlara bakmanız yeterli olacaktır.

SEKİZİNCİ SORU

Sur’a da üfürülmüştür, artık onların tümünü bir araya getirmişiz. Kehf 99
Sur’a üfürüleceği gün, artık dalga dalga geleceksiniz. Nebe 18

İki ayeti karşılaştırdığınızda göreceğiniz üzere Kuran’da sura üflenmesiyle ilgilenmesiyle ilgili iki farklı zaman kalıbında ayet bilgileri veriliyor. Bir grup ayette “sura üflecek” şeklinde gelecek zaman kalıbında geliyor, bir grup ayette ise “sura üflendi” şeklinde geçmiş zaman kalıbında geliyor. Bu farklılığı sebebi nedir?

Bir dipnot daha eklemekte fayda var. Bazıları bunun Arapça’da bir dil kuralı olduğunu, Kuran’da, bir olayın onun gelecekte kesin olarak gerçekleşeceğini vurgulamak için fiilerin geçmiş zaman kalıbında kullanıldığını söylüyorlar. Bu Kuran bilgisiyle tamamen çelişen bir bilgidir. Böyle bir kuralın ortaya atılmasının sebebi, insanların Kuran’daki bilgilere bütüncül olarak bakamamalarından kaynaklanmaktadır. Zira bu şekilde kullanılmasının bir sebebi vardır.

Nuh, Ad, Semud kavimleri hakkında verilen ayet bilgileri, kıyamet hakkında bize ne söylemektedir? Kıyamet nedir?

DOKUZUNCU SORU

Sekizinci soruda da belirttiğimiz gibi, Kuran’da din günü, kıyamet, Araf, cennet, cehennem gibi konularda pek çok fiil geçmiş zaman kalıbında kullanılmaktadır. Bunun sebebi nedir?

1-Aşağıda, Kuran’da geçmiş zaman kalıplarında gelen fiillerden örnek verelim;

Sur’a üfürüldü; böylece Allah’ın diledikleri dışında, göklerde ve yerde olanlar çarpılıp-yıkılıverdi. Sonra bir daha ona üfürüldü, artık onlar ayağa kalkmış durumda gözetliyorlar.Yer, Rabbi’nin nuruyla parıldadı; kitap kondu; nebiler ve şahidler getirildi ve aralarında hak ile hüküm verildi, onlar haksızlığa uğratılmazlar.Her bir nefse yaptığının tam karşılığı verildi. O, onların işlediklerini daha iyi bilendir.İnkâr edenler, cehenneme bölük bölük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara bekçileri dedi ki: ‘Size Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugünle karşılaşacağınızı (söyleyip) sizi uyaran elçiler gelmedi mi?’ Onlar: ‘Evet’ dediler. Ancak azab kelimesi kâfirlerin üzerine hak oldu.Dediler ki: ‘İçinde ebedi kalıcılar olarak cehennemin kapılarından girin. kibirlenenlerin konaklama yeri ne kötüdür.’Rablerinden korkup-sakınanlar da, cennete bölük bölük sevkedildiler. Sonunda oraya geldikleri zaman, kapıları açıldı ve onlara bekçileri dedi ki: ‘Selam üzerinizde olsun, hoş ve temiz geldiniz. Ebedi kalıcılar olarak ona girin.'(Onlar da) Dediler ki: ‘Bize olan va’dinde sadık kalan ve bizi bu yere mirasçı kılan Allah’a hamd olsun ki, cennetten dilediğimiz yerde konaklayabiliriz. Amellerde bulunanların ecri ne güzeldir. Zümer Suresi 68-74.ayetler

2-Aşağıda, Kuran’da gelecek zaman kalıplarında gelen fiillerden örnek verelim;

Kim bundan yüz çevirirse, şüphesiz kıyamet günü o, bir günah-yükü yüklenecektir. Onda ebedi olarak kalıcıdırlar. Bu, kıyamet günü onlar için ne kötü bir yüktür. Sur’a üfürüleceği gün, biz suçlu-günahkarları o gün, gömgök olarak’ toplayacağız. Yalnızca on kaldınız diye kendi aralarında fısıldaşacaklar. Onların sözünü ettiklerini biz daha iyi biliyoruz. Tutulan yol bakımından onların daha üst olanları ise: ‘Siz yalnızca bir gün kaldınız’ derler. Taha 100-104.ayetler

Aynı konudaki ayetlerin bir kısmının geçmiş zamanda, bir kısmının gelecek zamanda anlatılmasının elbette makul bir sebebi vardır. Aslında buraya kadar sorulan soruların hepsi, Kuran’ın bütüncül bir şekilde anlattığı harika bir sistemin detaylarıdır.

ONUNCU SORU

“Bütün insanların kuşunu boynuna bağladık. Kıyamet günü kendisine, önünde açılmış olarak bulacağı bir kitap çıkaracağız” İsra 13. Ayet

Ayette verilen kuş bilgisi neyin karşılığıdır ve bu kuş neden insanın boynuna bağlanır?
Maalesef pek çok Kuran mealinde yapılan hatalardan birisi de, yine ayet bilgisiyle alakası olmayan kelimelerin parantez içinde ayetin mealine eklenmesidir. Meallere göz atarsanız bu ayete yapılan eklemeleri görebilirsiniz.

ONBİRİNCİ SORU

“ALLAH göklerin ve yerin nurudur. Nurun örneği şuna benzer: içinde lamba bulunan bir kandil… Lamba bir cam kap içindedir. O cam kap ise, inci gibi parlayan bir yıldız (gezegen) gibidir. (o cam kap) Ne doğuda ne de batıda olmayan, zeytinyağı üreten mübarek bir ağaçtan yakılır/tutuşturulur. Yağı, neredeyse ateş değmeden aydınlık verir. Nur/ışık üzerine nurdur/ışıktır. ALLAH dileyeni/dilediğini ışığına ulaştırır. İşte ALLAH insanlar için böyle örnekler verir. ALLAH her şeyi bilir.” Nur 35. Ayet

Nur suresi 35.ayette verilmiş olan,
-Nur, lamba, kandil, cam kap, inci gibi parlayan yıldız, zeytinyağı, mübarek ağaç, yakılma, aydınlık, nur üstüne nur şeklinde yapılan tasvirlerin karşılığı nedir? Hangi kelime, hangi bilgiye karşılık gelmektedir? Yani kısacası, bu ayetin bize vermek istediği mesaj nedir?

ONİKİNCİ SORU

“ALLAH’tır ki gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri altı günde yaratmış, sonra arş üzerinde egemenlik kurmuştur. O’nun dışındakilerden size ne bir dost vardır ne de bir şefaatçi. Hala düşünüp ibret almayacak mısınız?” Secde 4. Ayet

“O, yeryüzüne, denge ve dayanıklılık sağlayan dağları üstünden yerleştirdi. Onda bereketlere vücut verdi. Ve onda, besinlerini isteyip duranlar için eşit miktarda olmak üzere dört günde takdir edip düzenledi. Sonra buhar/duman halindeki göğe yöneldi de ona ve yerküreye şöyle seslendi: “İsteyerek veya istemeyerek gelin!” Onlar şöyle dediler: “İsteyerek geldik!” Böylece onları, iki günde yedi gök halinde takdir edip her göğe kendi iş ve oluşunu vahyetti. Ve biz, dünya semasını kandillerle ve bir korumayla donattık. İşte bunlar Aziz ve Âlim olanın takdiridir.” Fussilet 10-12. Ayetler

Kuran’da göklerin ve yerin yaratımı ile ilgili ayetlerde 2 gün, 4 gün ve 6 gün olarak verilen ifadelerin karşılığı nedir? Bu sayılar neden 2, 4 ve 6’dır ve ayette neden saat, ay, yıl gibi ifadeler değil de “gün” ifadesi kullanılmıştır?

ONÜÇÜNCÜ SORU

“Sonra kullarımızdan seçtiklerimizi Kitap’a varis kıldık. Böylece onlardan bir kısmı nefsine zulmedicidir, onlardan bir kısmı muktesittir. Onlardan bir kısmı da ALLAH’ın izniyle hayırlarda yarışanlardır. İşte o ki, o, büyük fazldır. Adn cennetleri (onlarındır)… Oraya girerler; orada altın bilezikler ve inciler takınırlar. Orada giysileri de ipektir. “Ve bizden hüznü gideren ALLAH’a hamdolsun, muhakkak ki Rabbimiz, gerçekten Gafûr’dur (mağfiret eden), Şekûr’dur (şükredilen).” dediler. Ki O, bizi durulacak, kalınacak bir yurda yerleştirdi. Orada bize bir yorgunluk dokunmaz ve orada bize (açlık ve meşakkatten dolayı) bir bıkkınlık ve usanç dokunmaz.” Fatır 32-35. Ayetler

Ayette Kitap’ın varisleri olarak bilgisi verilen varlıklar kimlerdir? Ayeti dikkatli bir şekilde okursanız, bu varlıklar nefsine zulmetse de, orta yolda olsa da, hayırlarda yarışsa da cennetlere giriyorlar. Bunun sebebi nedir?

ONDÖRDÜNCÜ SORU

Yazıyı kısa tutmak açısından bazı kavramların anlamlarını toplu bir şekilde bir soru altında soracağız.
Kuran’da geçen, Ruh, vesvese, Araf, Berzah, cennet, cehennem, 7 gök kavramlarının anlamı nedir?
Kuran’da İlliyyin, Siccin, Güneş, Ay, yıldızlar, Tarık, Şira gibi adı geçen sistemlerin görevleri nelerdir?

ONBEŞİNCİ SORU

“Kahrolası insan, ne kadar da nankördür! Hangi şeyden yarattı onu? Bir nutfeden. Yarattı onu, planlamasını yaptı. Sonra ona yolu kolaylaştırdı. Sonra öldürdü onu, kabre koydu. Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltti! Hayır, hayır! O, O’nun kendisine emrettiğini hiç yerine getirmedi.” Abese 17-23. Ayetler
“ALLAH’a nasıl nankörlük edersiniz ki, siz ölüler idiniz, O sizi diriltti; yine öldürecek, yine diriltecek; sonra O’na döndürüleceksiniz.” Bakara 28. Ayet
“(Başarısız olan inkârcılar) Şöyle dediler: “Rabbimiz! Bizi iki kez öldürdün, iki kez dirilttin. Artık günahlarımızı itiraf ettik. Buradan çıkmak için bir yol daha var mı?” Mumin 11. Ayet

Kuran’da yeniden dirilmekle alakalı fiillerin, bazı ayetlerde “diriltti” bazı ayetlerde “diriltecek” olarak geçmesinin sebebi nedir?

ONALTINCI SORU

“ALLAH, nefsleri, ölümleri sırasında vefat ettirir. Ölmeyenleri de uykuları sırasında. Sonra, haklarında ölüm hükmü verdiklerini alıkoyar; ötekileri, belirlenen bir süreye kadar salıverir.” Zumer 42.ayet
Nefslerin ölümleri sırasında vefat etmesi ne demektir ? Ölmeyenin uykusunda vefat ettirilmesi ne demektir ? Ayetteki “uyku”nun dünya yaşamındaki fiziksel uyku olmadığı çok açıktır. Çünkü ölmeyen insanlar fiziksel uyku dışında da pek çok şekillerde vefat ederler.

ONYEDİNCİ SORU

Yeryüzünde tarihte büyük izler bırakmış yüzlerce bilim adamı, filozof, yazar, düşünür, komutan yaşam sürmüştür. Yapılan icatlar, buluşlar, savaşlar, öne sürülen fikirler öyle önemli noktalara gelmiştir ki, burada bir parmak izine(19) şahit olunmuştur. Bu isimlere örnek verecek olursak;

Sokrates, Farabi, İbn-i Haldun, Arthur Schopenhauer, Friedrich Nietzsche, Karl H. Pribram, Aldous Leonard Huxley, Mustafa Kemal Atatürk, Ercüment Özkan, Diyojen, Cabir b. Hayyan, Celalettin-i Rumî, Gilbert Ryle, Osman Bey, Irving Langmuir.

Bu örnekler kitap içinde onlarcası ile çoğaltılmıştır. Bu gibi onlarca varlık, yeryüzüne yaptıkları müdaleleri O’nun izniyle yapmışlardır. Peki bu insanlar üzerinde işleyen sistem nedir? Bu insanlar yeryüzüne neden, nasıl gönderilmiştir?

Melek nedir? Melekler kimlerdir? Çeşitleri nelerdir?

ONSEKİZİNCİ SORU

Onyedinci soruda ismini verdiğimiz varlıklar seçilerek gönderilmiştir. Bunların bağlı olduğu planın yanında bir de “Rasuller ve Nebiler” için bir plan vardır. Rasuller ve Nebiler neye göre seçilirler? Vahiy alma potansiyeline nasıl ulaşmışlardır?

ONDOKUZUNCU SORU

“İçinde onlar çığlık atarlar: “Rabbimiz, bizi çıkar, yaptığımızdan başka salih bir amelde bulunalım.” Size orda, öğüt alabilecek olanın öğüt alabileceği kadar ömür vermedik mi? Size uyaran da gelmişti. Öyleyse (azabı) tadın; artık zalimler için bir yardımcı yoktur.” Fatır 37

Kuran’a göre hiçbir insan din gününde, “bana yeterli miktarda ömür verilmedi” ve “bana uyarıcı/elçi gelmedi” bahanesini öne süremeyecektir. Çünkü tüm insanların yaşam planları buna göre İlahi plan tarafından dizayn edilmiştir.

İnsanların yaşamları nasıl yasalarla dizayn edilmiştir ki, 45 yaşında ölen bir insanla 120 yaşında ölen bir insanın akledeceği süre adil bir şekilde ikisine de verilmiş olsun? Sayılar sadece örnektir, yerlerine hangi sayıları koyarsanız koyun, önemli olan bunların bir yasaya göre insana yaşatıldığını bilmenizdir. Peki nedir bu yasalar?

Ya da Amazon ormanında doğmuş ve medeniyetten uzak, ve Kuran’ın adını bile duyma imkanından yoksun insanlar, ne tür yasalarla o haldeler ki, “bize elçi gelmedi” bahanesini sunamasınlar?

 

Ref: http://birvedokuz.com/2019/08/hakikat-kitabi-emrah-eryilmaz-neden.html

Leave a reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out /  Change )

Google photo

You are commenting using your Google account. Log Out /  Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out /  Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out /  Change )

Connecting to %s